Başkent Tunus’ta 17 Ekim’de düzenlenecek yürüyüş, sendikaların ekonomik kriz ve siyasi gerilim gölgesinde iktidara karşı güç arayışını simgeliyor. 9 sivil toplum kuruluşu (STK) ve 8 siyasi partinin destek verdiği yürüyüş, “Önce Tunus, Halk Her Şeyin Üstündedir” sloganıyla gerçekleştirilecek.
Yürüyüş, sendikal taleplerin yanı sıra ülkedeki derin ekonomik ve sosyal sorunlara yönelik tepkileri birleştirmeyi amaçlıyor. Bu eylem, Genel İşçi Sendikaları Birliği’nin (UGTT) iktidarla diyalog kurma çabaları ve olası bir genel grev hazırlıkları açısından kritik önem taşıyor.
Katılımcı kuruluşlar, ülkede yaşanan ekonomik ve sosyal krizlere, hak ve özgürlükler alanındaki sorunlara, alım gücündeki düşüşe, işsizliğe ve kamu hizmetlerindeki aksamalara dikkat çekiyor. UGTT Genel Sekreteri Selahaddin es-Salmi, ulusal kuruluşları savunmak için genel grevin artık bir gereklilik haline geldiğini belirterek, grev tarihinin yakında açıklanacağını duyurdu.
Sendika yönetimine muhalif Demokratik Sendikal Muhalefet Sözcüsü Tayyib Buayşe, UGTT öncülüğündeki hareketliliğin temel amacının iktidarla diyalog kanalı açmak olduğunu belirtti. Buayşe, genel grev çağrılarının genellikle müzakere sürecini başlatma talebiyle bağlantılı olduğunu vurguladı. 17 Ekim yürüyüşünün sendikanın toplumsal desteğini ve mücadele kapasitesini ölçmek açısından önemli bir gösterge olacağını ekledi.
Buayşe, UGTT’nin mevcut koşullarda büyük çaplı eylemler düzenlemekte zorlandığını, sendika içi görüş ayrılıkları ve mali sorunların bu kapasiteyi sınırladığını aktardı. Genel grev kararının Eylül 2024’te alındığını ancak daha sonra geri adım atıldığını kaydeden Buayşe, grevin başarıya ulaşması için bölgesel ve sektörel eylemlerle desteklenmesi gerektiğini savundu.
İktidara yakın Mesar Partisi Genel Sekreteri Mahmud bin Mebruk, yürüyüş çağrısını gösteri hakkı kapsamında değerlendirdi. UGTT’nin zayıf bir dönemden geçtiğini ve yönetimin kararlarını etkileyecek yeni öneriler sunamadığını ileri süren Mebruk, yönetimin sendikalar ve siyasi oluşumlar yerine doğrudan vatandaşlarla iletişim kurmayı tercih ettiğini belirtti.
Mebruk, UGTT ve bazı siyasi çevrelerin Cumhurbaşkanı Kays Said’in 25 Temmuz 2021’deki olağanüstü tedbirlerine başlangıçta destek verip sonra muhalefete yönelmesini, yönetimde yer alma ve parlamentoda temsil edilme beklentilerinin karşılanmamasına bağladı. Bununla birlikte Mebruk, iktidarın bazı siyasi partiler ve STK’larla diyaloğu sürdürdüğünü ve kendi partileriyle yönetim arasında iletişimin devam ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Kays Said, 25 Temmuz 2021’de parlamentonun faaliyetlerini durdurup feshederek olağanüstü tedbirleri uygulamaya koydu. Bu süreçte yeni Anayasa referandumla kabul edildi ve erken parlamento seçimleri yapıldı. Said’in adımları bazı çevrelerce “tek adam yönetimi” olarak nitelendirilirken, diğerleri bunları “siyasi sistemin düzeltilmesi” olarak savunuyor. Said ise tedbirlerin devletin çöküşünü önlemek için gerekli ve hukuka uygun olduğunu belirtiyor. 17 Ekim’deki yürüyüş, siyasi ayrışma ve ekonomik-sosyal sorunlara yönelik tepkilerin ortak zeminde buluşma potansiyelini gösterecek.
Reklam & İşbirliği: [email protected]